Hatay’da yürekleri sızlatan ve tüm Türkiye’yi derinden sarsan olayda, canlı canlı toprağa gömülmek istenirken son anda kurtarılan 8 yaşındaki Amir Alcedduh’dan sevindiren haber geldi.
Yoğun bakımda tedavisi süren küçük Amir’in hayati tehlikeyi atlattığı ve sağlık durumunun hızla iyiye gittiği bildirildi.
KAYIP OLARAK ARANIYORDU: TOPRAĞA GÖMÜLMÜŞ HALDE BULUNDU
Reyhanlı’nın Kurtuluş Mahallesi’nde ailesiyle yaşayan Suriyeli Amir, iki gün önce kaybolmuş, ailesi başvurusu üzerine jandarma ve gönüllü ekipler geniş çaplı arama çalışması başlatmıştı.
Yapılan kamera incelemelerinde Amir’in en son dayısı M.E. ile birlikte Reyhanlı Baraj Gölü’ne gittiği tespit edildi. Bölgede yoğunlaştırılan aramalarda küçük çocuk, başından yaralı, vücudunun bir kısmı toprağa gömülü ve üzerine taş konulmuş şekilde baygın olarak bulundu.
Kurtarma anlarında Amir’in, kendisini bulan ekiplere “dayısının ismini sayıkladığı” anlar ise cep telefonu kameralarına yansıdı.
“SU İSTEDİ”… İLK SÖZLERİ KAMERAYA YANSIDI
Hastaneye kaldırılan ve tedavisine başlanan küçük Amir’in, sağlık personeliyle konuşabildiği ve ilk isteğinin “su” olduğu görüntülere yansıdı. Tedaviyi sürdüren hekimler, durumunun her geçen saat daha da iyiye gittiğini açıkladı.
DAYISI TUTUKLANDI
Olayla ilgili gözaltına alınan dayı M.E., Amir’in hastanede verdiği ifade doğrultusunda tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın derinleştirilerek sürdüğü bildirildi.
ALİ AKDEMİR YORUM: “BU YAŞANANLAR NORMAL DEĞİL – BİR AKIL TUTULMASI MI YAŞANIYOR?”
Son dönemde art arda yaşanan şiddet olayları, toplumda derin bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.
Küçücük bir çocuğun toprağa gömülmek istenmesi, kadınlara, çocuklara, yaşlılara yönelik saldırıların giderek artması, “Gerçekten insan hayatı bu kadar mı ucuzladı?” sorusunu acı bir şekilde öne çıkarıyor.
Toplum olarak adeta bir akıl tutulmasının içine sürüklendiğimiz hissi güçlenirken; şiddetin sıradanlaşması, haber bültenlerinin vahşet olaylarıyla dolması herkesin ruh halini derinden etkiliyor.
İnsanın insana merhametini kaybetmesi, en masumlara – çocuklara, kadınlara, yaşlılara – yönelen saldırıların çoğalması, geleceğe dair ciddi kaygılar yaratıyor.
Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için:
- Aile içi şiddetle mücadelede daha güçlü sosyal mekanizmalar kurulması,
- Çocukların korunmasına yönelik erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi,
- Psikolojik destek, sosyal hizmet, eğitim ve hukuki yaptırımların güçlendirilmesi,
- Ve en önemlisi toplumun her kesiminde vicdan, empati ve insanlık duygusunun yeniden güçlendirilmesi gerektiği açıkça görülüyor.
Bu yaşanan vahşetin son olması ve masumların canına kasteden hiçbir karanlık girişimin bir daha yaşanmaması en büyük temennimiz.
HHA


